THE OXYMORONIST
About ▾ Ask me anything ▾Search ▾Archive Theme ▾
Direniş, toprak ve vatandan önce insan içindir. Çünkü üzerinde insanın horlandığı, aşağılandığı, kul haline getirildiği toprağın hiçbir değeri yoktur. İnsanın, üzerinde her türlü düşman saldırısına maruz kaldığı bir vatanın hiçbir kıymeti yoktur.Muhammed Hüseyin Fadlallah
Photo Credit:  Jan Rose Kasmir

Direniş, toprak ve vatandan önce insan içindir. Çünkü üzerinde insanın horlandığı, aşağılandığı, kul haline getirildiği toprağın hiçbir değeri yoktur. İnsanın, üzerinde her türlü düşman saldırısına maruz kaldığı bir vatanın hiçbir kıymeti yoktur.

Muhammed Hüseyin Fadlallah

Photo Credit:  Jan Rose Kasmir

دشمنان
Düşmanın hep silah değil, ordu değildir; her zaman dışardan değil, hep aşikâr değildir. Bazen düzendir, bazen duygudur, bazen düşüncedir, bazen mülkiyettir, bazen yaşam biçimidir, bazen çalışma biçimi/yöntemi, bazen düşünce tarzıdır. Bazen iş aletî, bazen üretim biçimi, bazen de tüketim türüdür. Bazen kültürzedelik, bazen kültürel sömürü, bazen dinî eşekleşme (istihmar), bazen de sınıfsal sömürüdür. Bazen toplumsal ilişki mekanizmaları, bazen görünmez örümcekvârî propaganda şebekesidir. Bazen modern dünyevîcilik, bazen bürokrasi, teknokrasi ve maşinizmdir. Bazen şovenizm, nasyonalizm ve ırkçılık, bazen nazizm şahsiyetperestliği, burjuvazi para tapıcılığı ve militarizm güce tapıcılığıdır. Bazen epikürizmin zevke tapıcılığı, idealizmin zihniyetperestliği, materyalizmin ayniyetçiliği, romantizmin sanatsal estetikçiliği ve duyuculuğu, egzistansiyalizmin hiççiliği ve abesle iştigalidir. Bazen sûfice ruhçuluk, ruhbanca zühdçülük, rasizmin toprak ve kancılığı, faşizmin kahramancılığı ve devletçiliği, individüalizmin ferdiyetçiliği, sosyalizmin toplumculuğu, komünizmin ekonomiperestliği, felsefenin akılcılığı, irfanın duyguculuğu, maneviyatçılığın semavîciliği, maddeciliğin dünyacılığı, idealizmin mevhumculuğu, realizmin mevcutçuluk ve gerçekçiliği, tarihî determinizmin kanunculuğu, kaderciliğin iradeceliği; bazen freudizmin şehvetprestliği’dir. Bazen ekonomizmin mideciliği, bazen biyolojizmin içgüdücülüğüdür. Bazen küfrün dünyaperestliği, bazen dinin ahiretçiliği ve hatta bazen siyantizmin laubali bilimciliğidir!
علی شريعتی‎ 
Ali Şeriati - Hacc

دشمنان

Düşmanın hep silah değil, ordu değildir; her zaman dışardan değil, hep aşikâr değildir. Bazen düzendir, bazen duygudur, bazen düşüncedir, bazen mülkiyettir, bazen yaşam biçimidir, bazen çalışma biçimi/yöntemi, bazen düşünce tarzıdır. Bazen iş aletî, bazen üretim biçimi, bazen de tüketim türüdür. Bazen kültürzedelik, bazen kültürel sömürü, bazen dinî eşekleşme (istihmar), bazen de sınıfsal sömürüdür. Bazen toplumsal ilişki mekanizmaları, bazen görünmez örümcekvârî propaganda şebekesidir. Bazen modern dünyevîcilik, bazen bürokrasi, teknokrasi ve maşinizmdir. Bazen şovenizm, nasyonalizm ve ırkçılık, bazen nazizm şahsiyetperestliği, burjuvazi para tapıcılığı ve militarizm güce tapıcılığıdır. Bazen epikürizmin zevke tapıcılığı, idealizmin zihniyetperestliği, materyalizmin ayniyetçiliği, romantizmin sanatsal estetikçiliği ve duyuculuğu, egzistansiyalizmin hiççiliği ve abesle iştigalidir. Bazen sûfice ruhçuluk, ruhbanca zühdçülük, rasizmin toprak ve kancılığı, faşizmin kahramancılığı ve devletçiliği, individüalizmin ferdiyetçiliği, sosyalizmin toplumculuğu, komünizmin ekonomiperestliği, felsefenin akılcılığı, irfanın duyguculuğu, maneviyatçılığın semavîciliği, maddeciliğin dünyacılığı, idealizmin mevhumculuğu, realizmin mevcutçuluk ve gerçekçiliği, tarihî determinizmin kanunculuğu, kaderciliğin iradeceliği; bazen freudizmin şehvetprestliği’dir. Bazen ekonomizmin mideciliği, bazen biyolojizmin içgüdücülüğüdür. Bazen küfrün dünyaperestliği, bazen dinin ahiretçiliği ve hatta bazen siyantizmin laubali bilimciliğidir!

علی شريعتی‎

Ali Şeriati - Hacc

دیگران را ببخش، نه به خاطر اینکه لایق بخششند، به خاطر اینکه تو لایق آرامشی

Forgive others, not because they deserve forgiveness, but because you deserve peace.


Affet; affı hakettikleri için değil, huzûru hakettiğin için.

دیگران را ببخش، نه به خاطر اینکه لایق بخششند، به خاطر اینکه تو لایق آرامشی

Forgive others, not because they deserve forgiveness, but because you deserve peace.

Affet; affı hakettikleri için değil, huzûru hakettiğin için.

كتابعجائبالمخلوقاتوغرائبالموجودات
Ajā’ib al-makhlūqāt wa-gharā’ib al-mawjūdāt 
Marvels of Things Created and Miraculous Aspects of Things Existing


Acaibü’l Mahlûkat ve Garaibü’l Mevcûdat


Credit: Zakarīyā ibn Muhammad al-Qazwīnī

كتابعجائبالمخلوقاتوغرائبالموجودات


Ajā’ib al-makhlūqāt wa-gharā’ib al-mawjūdāt 

Marvels of Things Created and Miraculous Aspects of Things Existing

Acaibü’l Mahlûkat ve Garaibü’l Mevcûdat

Credit: Zakarīyā ibn Muhammad al-Qazwīnī

Burial Chambers 
Once again, they are in front of a photographer. Now nobody dies for them and nobody falls in love with them. Only their memory comes and goes every now and then. In their time, they would step into a photography atelier to eternalize themselves and today I, the photographer, have stepped into their sanctum to record their photos. When they look at me from the two-dimensional frame of their photos; I feel I should say, “Please smile!” and they smile only for a moment and as soon as I manage to push the shutter I find myself in the atelier; but their photographs have been there for years and the whole affair takes place only in my imagination.

Mezar Odalar
Bir kere daha fotoğrafçının karşısındalar. Artık kimse onlar için ölmüyor, kimse onlara aşık olmuyor. Geride sadece hatıraları var. Bir zamanlar kendilerini ölümsüzleştirmek için girdikleri fotoğraf atölyesi yerine şimdi bir fotoğrafçı olarak ben resimlerini çekmek için onların kutsal odalarına giriyorum. Duvarda asılı o iki boyutlu resimlerinden bana baktıkları zaman keşke; “lütfen biraz gülümseyin” diyebilseydim diyorum, bir an için gülümseyebilseler ve denklanşöre bastığım anda atölyedeymişiz hissini yaşayabilsem. Fakat o fotoğraflar yıllardır orada asılı ve her şey sadece hayalimde gerçekleşiyor.


Photo Credit: Mehdi Vosoughnia, Qazvin, Iran, 2005-2008

Burial Chambers

Once again, they are in front of a photographer. Now nobody dies for them and nobody falls in love with them. Only their memory comes and goes every now and then. In their time, they would step into a photography atelier to eternalize themselves and today I, the photographer, have stepped into their sanctum to record their photos. When they look at me from the two-dimensional frame of their photos; I feel I should say, “Please smile!” and they smile only for a moment and as soon as I manage to push the shutter I find myself in the atelier; but their photographs have been there for years and the whole affair takes place only in my imagination.

Mezar Odalar

Bir kere daha fotoğrafçının karşısındalar. Artık kimse onlar için ölmüyor, kimse onlara aşık olmuyor. Geride sadece hatıraları var. Bir zamanlar kendilerini ölümsüzleştirmek için girdikleri fotoğraf atölyesi yerine şimdi bir fotoğrafçı olarak ben resimlerini çekmek için onların kutsal odalarına giriyorum. Duvarda asılı o iki boyutlu resimlerinden bana baktıkları zaman keşke; “lütfen biraz gülümseyin” diyebilseydim diyorum, bir an için gülümseyebilseler ve denklanşöre bastığım anda atölyedeymişiz hissini yaşayabilsem. Fakat o fotoğraflar yıllardır orada asılı ve her şey sadece hayalimde gerçekleşiyor.

Photo Credit: Mehdi Vosoughnia, Qazvin, Iran, 2005-2008

Kobanê
Rather than a war this is a genocide operation
Kurdish fighters from Turkey and Iraq are scrambling to help defend a vital Kurdish safe haven in northern Syria, where tens of thousands of Kurds have fled after an offensive by Islamic State (Isis) militants.
The border region of Kobani, home to half a million people, has held out for months against an onslaught by Islamists seeking to consolidate their hold over swaths of northern Syria. But in recent days, Isis extremists have seized a series of settlements close to the town of Kobani itself, sending as many as 100,000 mostly Kurdish refugees streaming across the border into Turkey.


Bu Savaş Değil; Soykırımdır
Türkiye’den ve Irak’tan Kürt savaşçılar, Suriye’nin kuzeyinde IŞİD saldırılarından kaçan on binlerce Kürt için hayati önem taşıyacak olan güvenli bir Kürt sığınağı oluşturmak için çabalıyor.
Yarım milyon insana ev sahipliği yapan Kobenê sınır bölgesi, Suriye’nin kuzeyinde kendilerine ait bir bölge oluşturmak isteyen IŞİD militanlarına karşı aylarca direniş gösterdi. Fakat son günlerde (Eylül, 2014) IŞİD, çoğunlukla Kürt mültecilerden oluşan 100.000 civarında insanı Türkiye sınırına göçe zorlayarak Kobanê’de bir dizi yerleşim bölgesini ele geçirdi. 

Kobanê

Rather than a war this is a genocide operation

Kurdish fighters from Turkey and Iraq are scrambling to help defend a vital Kurdish safe haven in northern Syria, where tens of thousands of Kurds have fled after an offensive by Islamic State (Isis) militants.

The border region of Kobani, home to half a million people, has held out for months against an onslaught by Islamists seeking to consolidate their hold over swaths of northern Syria. But in recent days, Isis extremists have seized a series of settlements close to the town of Kobani itself, sending as many as 100,000 mostly Kurdish refugees streaming across the border into Turkey.

Bu Savaş Değil; Soykırımdır

Türkiye’den ve Irak’tan Kürt savaşçılar, Suriye’nin kuzeyinde IŞİD saldırılarından kaçan on binlerce Kürt için hayati önem taşıyacak olan güvenli bir Kürt sığınağı oluşturmak için çabalıyor.

Yarım milyon insana ev sahipliği yapan Kobenê sınır bölgesi, Suriye’nin kuzeyinde kendilerine ait bir bölge oluşturmak isteyen IŞİD militanlarına karşı aylarca direniş gösterdi. Fakat son günlerde (Eylül, 2014) IŞİD, çoğunlukla Kürt mültecilerden oluşan 100.000 civarında insanı Türkiye sınırına göçe zorlayarak Kobanê’de bir dizi yerleşim bölgesini ele geçirdi. 

سورة الأنفال
Surat Al-‘Anfāl 8:43 

The Spoils of War
Savaş Ganimetleri


إِنَّهُ عَلِيمٌ بِذَاتِ الصُّدُورِ

He knows what is in the hearts.
O, kalbindekini bilir.

سورة الأنفال

Surat Al-‘Anfāl 8:43 

The Spoils of War

Savaş Ganimetleri

إِنَّهُ عَلِيمٌ بِذَاتِ الصُّدُورِ

He knows what is in the hearts.

O, kalbindekini bilir.

سورة النجم
Surat An-Najm 53:3-4

The Star
Necm  (Yıldız)


وَمَا يَنْطِقُ عَنِ الْهَوَ
إِنْ هُوَ إِلَّاوَحْيٌ يُوحَى

And he does not speak out of his own desire.
It is truly nothing besides a Divine Revelation that is being revealed.
O, kendi arzusu ile konuşmaz. 
Kur’an ancak kendisine bildirilen bir vahiydir.


Slaughtered goat and candies that have just been thrown at bride and groom during Yazidi wedding near Lalish in north Iraq.

Kuzey Irak Laleş yakınlarındaki Ezîdî düğünü için kurban edilen koyun ve henüz dağıtılmış şekerler. 


Photo Credit: Swiatoslaw Wojtkowiak

سورة النجم

Surat An-Najm 53:3-4

The Star

Necm  (Yıldız)

وَمَا يَنْطِقُ عَنِ الْهَوَ

إِنْ هُوَ إِلَّاوَحْيٌ يُوحَى

And he does not speak out of his own desire.

It is truly nothing besides a Divine Revelation that is being revealed.

O, kendi arzusu ile konuşmaz. 

Kur’an ancak kendisine bildirilen bir vahiydir.

Slaughtered goat and candies that have just been thrown at bride and groom during Yazidi wedding near Lalish in north Iraq.

Kuzey Irak Laleş yakınlarındaki Ezîdî düğünü için kurban edilen koyun ve henüz dağıtılmış şekerler. 

Photo Credit: Swiatoslaw Wojtkowiak

إذا كان الله موجوداً فالدولة شرك
Allah varsa devlet şirktir.


 Believing in the presence of God, states must be profanity.

إذا كان الله موجوداً فالدولة شرك

Allah varsa devlet şirktir.

Believing in the presence of God, states must be profanity.

For Yazidis, Exile From Spiritual Homeland in Iraq Dilutes Ancient Culture.
Some are contemplating migration, severing ties to their holy land. Others want to stay and protect their shrines.

Ezidiler’e göre Irak’taki manevi topraklardan ayrılmak kültürlerinin sonunu getirecek.
Yine de bazıları tüm bağlarını koparıp göçetmeyi düşünürken bazıları kalıp türbeleri korumak istiyor.


 Photo Credit: Swiatoslaw Wojtkowiak, Snake Temple, Lalish

For Yazidis, Exile From Spiritual Homeland in Iraq Dilutes Ancient Culture.

Some are contemplating migration, severing ties to their holy land. Others want to stay and protect their shrines.

Ezidiler’e göre Irak’taki manevi topraklardan ayrılmak kültürlerinin sonunu getirecek.

Yine de bazıları tüm bağlarını koparıp göçetmeyi düşünürken bazıları kalıp türbeleri korumak istiyor.

 Photo Credit: Swiatoslaw Wojtkowiak, Snake Temple, Lalish

Sen çok özelsin, biriciksin. Senin senden başka Tanrın yok. Doğmakla elde ettiğin dokunulmazların var. Senin sustuğun yerde kimse özgür değildir. Öteki yok, öteki hepimiziz. Varlığın, doğanın sana ve bize çok özel bir bağışıdır. Sen acı çekerken benim onurum kırılıyor. Adalet çoğunluğun gücü değildir. Sen, devletin hapishane duvarında taş değilsin. Senin harfin devletin cümlesinden büyüktür, değerlidir. Düşündüğünü söylemeyen insanın fikri yoktur. Korku kimseyi bir yere götürmez. Senin dilin de senin kadar biriciktir. Dünyanın bütün dilleri insanı ifade etmede ancak seninle bir bütünlüğe ulaşabilir. Eşitliğin olmadığı yerde sevgi ya lütuftur ya boyun eğiş. Bedenine, izin vermediğin kimse, aşk adına da olsa dokunamaz. Sen öldükçe benim mezarım büyüyor. Ben sana inanıyorum. Sen de bir başkasına inan. Taşların bile yağmurdan rüzgârdan güneşten öğrendiği var. İnsanın onuru ikimizin elinde. Sensiz de bensiz de bir gelecek kurulamaz. Hiçbir güç senin yaşama hakkından büyük değildir. Şükrü Erbaş, Çekilme Suları (2006) Fotoğraf: Swiatoslaw Wojtkowiak, Lalish

Sen çok özelsin, biriciksin. Senin senden başka Tanrın yok. Doğmakla elde ettiğin dokunulmazların var. Senin sustuğun yerde kimse özgür değildir. Öteki yok, öteki hepimiziz. Varlığın, doğanın sana ve bize çok özel bir bağışıdır. Sen acı çekerken benim onurum kırılıyor. Adalet çoğunluğun gücü değildir. Sen, devletin hapishane duvarında taş değilsin. Senin harfin devletin cümlesinden büyüktür, değerlidir. Düşündüğünü söylemeyen insanın fikri yoktur. Korku kimseyi bir yere götürmez. Senin dilin de senin kadar biriciktir. Dünyanın bütün dilleri insanı ifade etmede ancak seninle bir bütünlüğe ulaşabilir. Eşitliğin olmadığı yerde sevgi ya lütuftur ya boyun eğiş. Bedenine, izin vermediğin kimse, aşk adına da olsa dokunamaz. Sen öldükçe benim mezarım büyüyor. Ben sana inanıyorum. Sen de bir başkasına inan. Taşların bile yağmurdan rüzgârdan güneşten öğrendiği var. İnsanın onuru ikimizin elinde. Sensiz de bensiz de bir gelecek kurulamaz. Hiçbir güç senin yaşama hakkından büyük değildir.
 
Şükrü Erbaş, Çekilme Suları (2006)
 
Fotoğraf: Swiatoslaw Wojtkowiak, Lalish

الحرية حلال
Freedom is permitted.

Özgürlük serbesttir.

الحرية حلال

Freedom is permitted.

Özgürlük serbesttir.

Yazidi survivors come to the border near Roboski. Old people are transported by car and people who cross the border are being placed in Roboski and around. August, 2014.

Hayatta kalan Ezîdîler, Uludere yakınındaki sınıra geliyor. Yaşlılar, arabalarla taşınıyor; sınırı geçenler, Uludere ve çevresine yerleştiriliyor. 2014 Ağustos.

Photo Credit: Yasin Akgül

Yazidi survivors come to the border near Roboski. Old people are transported by car and people who cross the border are being placed in Roboski and around. August, 2014.

Hayatta kalan Ezîdîler, Uludere yakınındaki sınıra geliyor. Yaşlılar, arabalarla taşınıyor; sınırı geçenler, Uludere ve çevresine yerleştiriliyor. 2014 Ağustos.

Photo Credit: Yasin Akgül

أنا لا أنسى أنا فقط أترك الأشياء جانباً


I do not forget; I just leave things aside
Unutmayacağım, sadece geride bırakacağım.




Displaced Palestinians leave a U.N. school in Beit Lahiya to return to their homes.

Beit Lahiya’daki BM okulundan evlerine dönmek için ayrılan Filistinliler.


Photo Credit: AFP

أنا لا أنسى أنا فقط أترك الأشياء جانباً

I do not forget; I just leave things aside

Unutmayacağım, sadece geride bırakacağım.

Displaced Palestinians leave a U.N. school in Beit Lahiya to return to their homes.

Beit Lahiya’daki BM okulundan evlerine dönmek için ayrılan Filistinliler.

Photo Credit: AFP